İspanyolca hikayeler (ATATÜRKün Çocukluğu)

Yayınlanma İspanyolca

INFANCIA ATATURK -2

Hermana de Mustafa, Makbule, estaba enfermo de modo que se quedó en casa ese día. Por esta razón, Mustafa iba a cuidar el campo de habas solo. No era tan difícil de ejecutar después de cuervo. Cuando él empezó a ir al campo de habas a perseguirlos, los cuervos entiende lo inteligente que era y lo difícil que fue superar la técnica que ha utilizado.

Ellos hicieron todo lo posible pero no podía tener éxito en librarse de él lo que tenían que volar. Cuando Mustafá llegó en el campo tomó una silla de la cabaña que estaba en el centro del campo y se sentó sobre ella. Después de aproximadamente media hora, comenzó a aburrirse porque no le gustaba estar sin hacer nada. Siempre quiso mantenerse ocupado y ayudar a otras personas. Fue útil para su tío, por el cuidado del campo de habas, pero esto no era suficiente para él. ¿Qué más debe hacer? Había algunos libros en la choza. Siempre pensó que los mejores amigos eran los libros. Lee y se aprende más y más cosas y mejorar su conocimiento. Empezó a leer uno de los libros. Esto era mucho mejor y no se aburre nunca más.

Después de dos horas Mustafa se dio cuenta de que un anciano se dirigía hacia él a fondo la trayectoria en los campos. Hubo un cordero con él. Se sentó en un árbol que estaba cerca del campo. Cuando Mustafá vio sentado, se levantó, tomó su libro de vuelta a la cabaña y lo dejó allí y se fue al lado del viejo.

"Hola, abuelo. ¿A dónde vas? "

Viejo:

"Me voy a la ciudad a visitar a mi hijo", respondió y continuó "estoy tomando este cordero como un regalo para mi nieto. La semana pasada llegaron a la aldea y me quedé por una semana y mi nieto quería que le diera un cordero como un regalo, pero no pude porque ese tiempo los corderos eran demasiado poco y le he prometido darle una cuando crezcan. Ahora quiero que crezca este cordero. Lo más importante es el amor en el mundo. Una persona que es la falta de amor se parece a un árbol moribundo que quiere decir que no sabe lo que el amor por la naturaleza o de medios humanos y que no sabe el valor del amor. Una gran cantidad de nacionalidades se convirtieron en enemigos y como consecuencia sufrió la humanidad de este odio. Debemos mostrar el amor a las personas y enseñar a otros cómo amar. Porque el amor es un sentimiento grande y hace que la gente muy alegre y vivaz. Debemos amar a todo y ser amado por todo el mundo », dijo el viejo.

Mientras hablaba, Mustafa fue sentarse y escuchar a él con mucho cuidado. Ahora, era su turno para hablar.

"Abuelito, tengo dificultad para entender por qué algunas personas no aman a sus países. Me gusta mucho mi país y estoy orgulloso de ser miembro de ella. ¿Cómo pueden las personas que no aman a sus países a aprender a amarla? ¿Y cómo puedo mejorar mi amor por mi país? ¿Qué le aconsejaría a mí? ", Dijo.

El entusiasmo de Mustafa sorprendió el anciano, porque sólo tenía 10 años pero estaba muy bien informada, culta e inteligente, pero no estaba satisfecho con ella, así que quería mejorar mucho más a sí mismo y hacer preguntas con valentía. ¿Cuántos niños en esta edad cuando fue el amor a la patria viene a tu mente? El anciano sonrió y dijo: 'Mi hijo que no me ha dicho lo que su nombre es'.

Mustafa dijo:

«Mi nombre es Mustafa '. El anciano le propuso la lectura de la biografía de Namik Kemal, que era un poeta y no dudó en gritar que el amor por Namik Kemal país enfrenta un montón de prevención. Sufrió mucho, pero nunca renunció a servir a su país ".

Mustafa prometió leer poemas Namik Kemal mucho más cuidado y le preguntó el viejo lo que la felicidad estaba de acuerdo con él. "La felicidad es muy diferente para todos", dijo el viejo-y empezó a hablar de ello. "

La felicidad es una realidad y hay felicidad en la vida y todo el mundo tiene diferentes formas de la misma. Depende de usted si para ser feliz sin hacer infeliz a otros o no. Usted no necesita el dinero o cosas grandes para ser feliz. Si lo desea, usted puede ser feliz cuando ves a una mariposa de vuelo o de una flor o de personas dándose la mano. Mustafa todos modos tengo que ir porque tengo que estar en la ciudad antes de que oscurezca. Seré muy feliz si yo era capaz de enseñar nada sobre el amor y la felicidad. Have a nice day ', dijo.

Mustafa dijo que estaba muy contento de hablar con él y fue realmente una conversación útil para él. Después de que el hombre de la vieja izquierda, Mustafa se volvió a la cabaña y comenzó a pensar acerca de lo que había hablado con el viejo.




ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUĞU - 2

Mustafa’nın kız kardeşi Makbule rahatsızlandığı için çiftlikte kalmıştı. Bugün Mustafa tek başına bakla tarlasında bekçilik yapacaktı. Şu karga kovalama işinin pek bir zorluğu kalmamıştı. Bakla tarlasına gelmeye başladığı ilk günlerde kargalar Mustafa’nın ne derece zorlu bir rakip olduğunu anlamışlar ve onun uyguladığı yöntemi müthiş bir mücadele örneği göstermelerine karşın boşa çıkaramamışlar, çekilip gitmişlerdi.

Mustafa sabah erkenden bakla tarlasına gelince tarlanın tam ortasında bulunan kulübenin önüne bir sandalye çıkarıp oturdu. Aradan yarım saat geçmeden canı sıkılmaya başladı. Böyle boş oturmak O’na göre değildi. O, bir şeylerle meşgul olsun, bir işe yarasın, faydalı olsun isterdi. Dayısının bakla tarlasında bekçilik yapmakla bir işe yarıyordu, faydalı oluyordu, fakat bunlar yeterli miydi? Hayır, yeterli değildi. Ne yapabilirdi? Kulübede birkaç tane ders kitabı vardı. Kitap en iyi arkadaştı. Okurdun, öğrenirdin, fikirlerin gelişirdi. Mustafa bir kitap alıp okumaya başladı. Böylesi çok daha iyiydi, hem artık canı da sıkılmıyordu.


Aradan iki saat geçmişti. Mustafa ilerdeki tarlaların arasındaki patika yoldan yaşlı bir adamın geldiğini gördü. Yaşlı adamın yanında bir kuzu vardı. Onun gelip tarlanın kenarındaki bir ağacın altına oturmasını fırsat bilen Mustafa yerinden kalktı, kitabı kulübeye bıraktı ve yaşlı adamın yanına gitti. Mustafa söze şöyle bir giriş yaptı:

“ Merhaba dede, nereye böyle? “


Yaşlı adam:


“ Yolcuyum ben evlat, kasabaya oğlumun yanına gidiyorum. Bu kuzuyu toruna hediye olarak götürüyorum. Geçen ay köye gelmişlerdi, bir hafta kaldılar. Torun kuzu diye tutturmuştu. Ben de, şimdi çok küçükler, biraz büyüsünler bir tane sana getiririm dediydim. Alsın kuzuyu besleyip büyütsün. Dünyada en önemli şey sevgidir. Sevgisiz kalmış bir insan kuru bir ağaca benzer. Zamanında onun kalbine sevgi tohumu ekilmemiştir, sevmek öğretilmemiştir. Bir bilinmezlik içinde bocalar durur. Yüzyıllardır süregelen anlamsız kargaşayı sevgi yoksunu insanlar çıkardılar. Toplumları birbirine düşman ettiler. Sonuçta bunun acısını insanlık çekti. İnsanlara sevgiyle yaklaşmalı, onların kalplerine sevgi tohumu ekmeliyiz. Sevmek çok güzel bir duygudur ve insanı hayata bağlar. Sevelim, sevilelim, hayatın tadına varalım. “


Yaşlı adam konuşurken Mustafa oturmuş ve anlattıklarını ilgiyle dinlemişti. Şimdi söz hakkı Mustafa’nındı:


“ Dede, bazı insanlar nedense vatanlarını sevmiyorlar. Ben vatanımı çok seviyorum ve bu vatanın evladı olduğum için gurur duyuyorum. Şimdi vatanlarını sevmeyenler vatanını sevmeyi nasıl öğrenecek ve ben vatan sevgimi nasıl geliştirebilirim. Tavsiyelerin neler olacak? “


Mustafa’ nın coşku dolu konuşması yaşlı adamı şaşırtmıştı. On yaşlarındaki bir çocuğun bu derece bilgili ve kültürlü olması, düşüncesini korkusuzca söyleyebilmesi, öğrendiklerini yeterli bulmaması, yeni bir şeyler daha öğrenmek için soru sorması akıl alır gibi değildi. Hani bu yaşlardaki kaç çocuğun aklına gelirdi vatan sevgisi?


Yaşlı adam düşüncelerinden sıyrılınca, gülümseyerek: “ Evlat, adını demedin bana, neydi adın? “ deyince Mustafa: “ Dede, benim adım Mustafa “ dedi. Bunun üzerine yaşlı adam: “ Sana tavsiyem Büyük Vatan Şairi Namık Kemal olacak. Namık Kemal, türlü engellemelere karşın vatanını çok sevdiğini haykırmaktan çekinmedi. Bu uğurda çok acı çekti, fakat hiçbir acı O’nu vatanına hizmetten alıkoyamadı. “


Mustafa:


“ Bundan sonra Namık Kemal’in şiirlerini daha bir önem vererek okuyacağıma söz veriyorum. Dede, mutluluk nedir sence? Ben mutlu olmak insandan insana değişebilir diyorum “ dedi. Yaşlı adamın mutluluk hakkında söyledikleri şunlar oldu:


“ Mutluluk yaşamsal bir gerçektir yani yaşamda mutluluk vardır ve her insanın mutluluğu ayrıdır. Hakkın olan mutluluğu başkalarının mutluluğuna gölge düşürmeden istemek sana kalmıştır. Mutlu olmak için büyük şeyler istemek gerekmez. İnsan isterse bir kelebeğin uçuşunu görüp mutlu olabilir. Herneyse Mustafa yavaş yavaş kalkayım. Hava kararmadan kasabaya varmalıyım. Anlattıklarımın sana bir parça faydası olduysa ne mutlu bana. İyi günler dilerim. “


Mustafa:


“ Ne demek dede, hem de çok faydası oldu. Ben de sana iyi günler dilerim. Yolun açık olsun “ dedi. Mustafa yaşlı adam gittikten sonra kulübeye döndü ve sandalyesine oturarak konuşulanları düşünmeye başladı.

Benzer İçerikler