Mustn’t, needn’t, don’t have to, haven’t got to

Yayınlanma 2. Sınıf İngilizce

Mustn’t, needn’t, don’t have to, haven’t got to

 

Olumsuz cümlelerde, geniş zaman ve gelecek zaman için geçerli olmak kaydıyla, olumsuz bir mecburiyet yani yasaklama ancak “mustn’t” ile ifade edilebilir. Must ın olumsuz hali mustn’t, must ın tam zıddıdır.

 

You mustn’t talk when your teacher is in. Hocanız içerdeyken konuşmamalısınız.

 

I mustn’t play football any more. My leg is hurting a lot. Artık hiç futbol oynamamalıyım. Bacağım çok acıyor.

 

Mustn’t they come here at nine o’clock this morning? Bu sabah buraya saat dokuzda gelmemeliler mi?

 

Mustn’t he speak to her? Onunla konuşmamalı mı?

 

Must ve mustn’t arasında bulunan birbirinin tam zıddı olma özelliği, have to ile not have to ve need ile needn’t arasında mevcut değildir.

Need ve have to olumlu mecburiyetleri ifade ederken “needn’t” ve “not have to” olumsuz mecburiyet yani yasaklamayı ifade etmemektedirler.

 

Not have to ile needn’t bir mecburiyetin mevcut olmadığını ifade etmektedirler. Dolayısıyla don’t have to, haven’t got to, needn’t ve don’t need to biçimlerinin hepsi aynı manaya gelmektedirler.

 

They needn’t come to school tomorrow. Yarın okula gelmelerine gerek yok.

 

They don’t need to come to school tomorrow.

They don’t have to come to school tomorrow.

They haven’t got to come to school tomorrow. Yarın okula gelmek zorunda değiller.

 

Fakat aralarında küçük bir fark vardır. Şöyle ki:

 

A) “Needn’t” cümleyi söyleyenin kendi yetkisini kullandığı ve kanaatini belirttiği durumları izah etmede kullanılmalıdır.

 

You needn’t study this unit. Bu üniteye çalışmanıza gerek yok.

 

Bu cümlede öğretmen üniteden soru sormayacaktır ve yetkisini kullanarak bu cümleyi sarfetmektedir. Nasıl olsa sormayacak.

 

B) “Don’t have to, haven’t got to ve don’t need to” cümleyi söyleyenin yetkisi dışında kalan ve şartların getirmiş olduğu durumları izah etmede kullanılır.

 

In Turkey you haven’t got to go to university. It’s not compulsory. Türkiye’de üniversiteye gitmek zorunda değilsiniz. Zorunlu değildir.

 

I don’t need to get up very early in the morning these days. Bu günlerde sabahları çok erken kalkmak zorunda değilim.

 

We don’t have to stay in the hotel. Otelde kalmak zorunda değiliz.

 

C) Cümleyi söyleyenin müdahelesi olmadığı durumlarda da, özellikle birinci şahıslar için geçerli olmak kaydıyla, diğerlerinin yerine needn’t kullanılabilir.

 

I needn’t clean the boss’ room just now. It can wait till tomorrow. Patronun odasını şu anda temizlememe gerek yok. Yarına kadar yolu var.

 

Fakat birinci şahıslar kullanılsa bile geniş zamana ait durumlarda, alışkanlık haline gelmiş olayların izahında needn’t kullanılmaz.

 

I don’t have to take the minibus to school. I go in my car. Okula minibüsle gitmek zorunda değilim. Arabamla gidiyorum.

 

Bu cümlede needn’t mümkün de değildir. Ancak aynı durum gelecek zaman için söz konusu olursa needn’t kullanılabilir.

 

After tomorrow I needn’t work by hand. I’ve passed the university entrance exam. Yarından sonra el gücü ile çalışmama gerek yok. Üniversiteyi kazandım.

 

12. Didn’t have to, didn’t need to, hadn’t got to, needn’t have done

 

Olumsuz geçmiş zamanda cümleyi söyleyenin yetkisi ve kanaati veya kendi haricinde dışardan gelen mecburiyetler diye bir ayırım yoktur. Yine burada hiçbir olumsuz mecburiyet yani yasaklamadan bahsetmek diye bir durum yoktur. Sadece mecburiyetin olmadığı ifade edilmektedir.

Böyle durumlarda; didn’t have to, hadn’t got to ve didn’t need to kullanılır. Anlam bakımından aralarında bir fark yoktur. Hadn’t got to sadece bir kereye mahsus olarak işlerinin anlatılmasında kullanılır.

Didn’t have to ve didn’t need to hem bir kereye mahsus olarak yapılan işlerde ve hem de alışkanlık haline getirilmiş olaylarda kullanılabilir. Yine en yaygın olarak kullanılanı didn’t have to dur.

 

Our team hadn’t got to win the match. It had guarenteed the championship three weeks before. Bizim takım maçı kazanmak zorunda değildi. Üç hafta öncesinden şampiyonluğu garantilemişti.

 

I didn’t have to work when I was a student. Talebeyken çalışmak zorunda değildim.

 

I didn’t need to work when I was a student. Talebeyken çalışmama gerek yoktu.

 

Bilindiği gibi need in yardımcı fiil olarak kullanılmasında en çok rastlanan hali needn’t idi. Şimdi bir bakıma olumsuz geçmiş zaman gibi kullanılan needn’t have done yapısını anlayıp öğrenmeye çalışalım.

 

 

Needn’t have aynen didn’t need to ve didn’t have to gibi bir mecburiyetin olmadığını izah etmede kullanılır. Fakat needn’t have  kullanılan cümlede gerekli olayan bir işin yapıldığını anlıyoruz.

You needn’t have prepared dinner for me. I am not hungry. Bana yemek hazırlamana gerek yok. Aç değilim.

 

I needn’t have bought as much bread as that last night. They didn’t come. Dün gece o kadar fazla ekmek almama gerek yoktu. Gelmediler.

 

They needn’t have washed their car. It rained just after they finished washing. Arabalarını yıkamalarına gerek yoktu. Yıkamayı bitirdikten hemen sonra yağmur yağdı.

 

Bu üç cümlede de tercümelerinde de anlaşılacağı gibi işler yapılmıştır. Aslında bu işlerin yapılmasına hiç de gerek yoktu.

 

Didn’t need to ve didn’t have to kullanıldığına ise anlaşılması gereken bir işe gerek görülmemiş ve de yapılmamıştır.

 

They didn’t have to wash their car. It was raining. Arabalarını yıkamak zorunda kalmadılar. Yağmur yağıyordu.

 

They didn’t need to beat the accused. He confessed everything. Sanığı dövmelerine gerek kalmadı. O herşeyi itiraf etti.

 

Bazen konuşma dilinde didn’t have to ve didn’t need to gerekli olmadığı halde yapılmış işerin anlatılmasında kullanılırlar. Böyle durumlarda have ve need vurgulu bir şekilde söylenmelidirler.