İingilizce Adjectıves konu anlatımı

Detaylar

ADJECTIVES

Bir adı niteleyen, belirten sözcüklere sıfat denir. İngilizce’deki belli başlı sıfatları incelemeden önce, aslında sıfat olmayıp ancak sıfat görevi gören sözcükleri inceleyelim:

1. Fiillerin -ing almış biçimleri:

a flying carpet , a waiting room , a sleeping pill

2. Bir başka adın önüne gelen adlar:

a silk dress, an iron rod, a stone bridge

3. Fiillerin past participle halleri:

a lost dog, a broken wing, a stolen wallet

Sıfatlar cümle içinde değişik özellikler gösterirler:

1. Çoğu sıfat, nitelediği adın önüne gelir:

She has a beautiful face.
Güzel bir yüzü var.

I always like reading interesting books.
Hep ilginç kitaplar okumayı severim.

2. Çoğu sıfat, be, become, feel, seem gibi fiillerden (linking verbs) sonra kullanılır:

Susan is sad because her dog has died.
Köpeği öldüğü için Susan üzgün.

My wife’s hands always feel cold.
Eşimin elleri hep üşür.

What seems easy to some people seems difficult to others.
Kimilerine kolay gelen, başkalarına zor gelir.

3. Kimi sıfatlar, yalnızca nitelediği adın önünde kullanılır:

He is interested in eastern religions.
Doğu dinleri ile ilgilenir.

I sent countless CVs to the companies.
Şirketlere sayısız özgeçmiş gönderdim.

4. Güçlü bir fikri ya da duyguyu vurgulamak için kullanılan sıfatlar her zaman adların önüne gelir:

A child usually has absolute trust in its mother.
Bir çocuk annesine genellikle tam bir güven duyar.

It was a complete surprise to me.
Benim için tam bir sürpriz oldu.

He is a perfect fool.
Tam bir salak.

5. Ölçü ve yaş belirten kimi sıfatlar, ad ya da ad öbeğinden sonra gelebilir:

A hole two metres deep
İki metre derinliğinde bir çukur

The child was 12 years old.
Çocuk 12 yaşındaydı.

Tom is 1.80m tall.
Tom 1.80m boyunda.

A road ten metres wide
On metre genişliğinde bir yol

6. Bir iki sıfat, bir addan sonra tek başına kullanılır:

He is now the bishop designate.
Şu anda piskopos olarak atandı.

Obama was the president elect.
Obama başkan seçildi.

It was a meal with beef and beer galore.
Bol biftek ve bira olan bir yemekti.

That prison officer is a devil incarnate.
Şu hapishane görevlisi şeytanın ta kendisi.

7. Bir iki sıfat, adlardan sonra gelirse başka anlam, önce gelirse başka anlam kazanır:

I am worried about the present government.
Şu anki hükümetten endişeliyim.

Of the 10 members present, I knew only two.
Hazır bulunan 10 üyeden yalnızca ikisini tanıyordum.

The President has a responsible position.
Başkan’ın sorumlu bir konumu var.

The person responsible for her death must be found.
Ölümünden sorumlu olan kişi bulunmalı.

The concerned mother
Endişeli anne

The mother concerned
Sözü edilen anne/Konuyla ilgisi olan anne

It’s one of those incredibly involved stories.
Bu da, o inanılmaz karmaşık hikayelerden biri.

The people involved are all lawyers.
İşin içine karışmış insanların hepsi avukat.

Sıfatların dizilişi

Bir adı nitelemek için birden fazla sıfat kullanılması gerekebilir. Bu sıfatların hangisinin önce hangisinin sonra kullanılması gerektiği, tamamen vurgulamak istediğiniz şeye bağlıdır. Yani vurgulamak istediğiniz niteliği anlatan sıfatı önce kullanabilirsiniz. Bununla birlikte uygulamada normal bir diziliş vardır:

1. Bir addan önce iki ya da daha çok sıfat kullanılacaksa, genellikle kendi fikrinizi ifade eden sıfatı önce kullanırsınız:

I have a nice big flat.
Güzel büyük bir dairem var.

My brother was a naughty little child.
Kardeşim yaramaz küçük bir çocuktu.

The girl was wearing a beautiful red dress.
Kız, güzel kırmızı bir elbise giyiyordu.

2. Fikrinizi ifade etmek için birden fazla sıfat kullandığınızda, “iyi, kötü” gibi genel anlamdaki sıfatlar, “temiz, kirli” gibi daha belirgin anlam taşıyanlardan önce gelir:

I wanted him to put on a nice clean shirt.
Güzel temiz bir gömlek giymesini istedim.

I was lying on a lovely comfortable bed.
Güzel rahat bir yatakta yatıyordum.

It is a horrible dirty pullover.
Berbat kirli bir kazak.

3. Kişilerin ya da nesnelerin çeşitli niteliklerini anlatmak için sıfat kullanıldığında, aşağıda belirtilen 6 gruba göre sıralanırlar:

size, age, shape, colour, nationality, material

I met some young French girls. (yaş+milliyet)
Bir iki genç Fransız kızla tanıştım.

My girl friend has round black eyes. (biçim+renk)
Kız arkadaşımın yuvarlak kara gözleri var.

There was a small round wooden desk in the middle of the classroom. (ölçü+biçim+materyal)
Sınıfın ortasında küçük yuvarlak tahta bir sıra vardı.

The man was carrying a big white wooden box. (ölçü+renk+materyal)
Adam, büyük beyaz tahta bir kutu taşıyordu.

4. Sıfatların “üstünlük” ve “en üstünlük” (comparative & superlative) biçimleri genellikle diğer sıfatlardan önce gelir:

These are the lowest weekly figures.
Bunlar en düşük haftalık rakamlar.

Sıfatların edatlarla (preposition) kullanımı

1. Be, become, seem, feel gibi fiillerden (link verbs) sonra sıfatlar, ya tek başlarına ya da bir edatla kullanılabilirler:

He is afraid of snakes.
Yılanlardan korkar.

2. Kimi sıfatlar ise bu tür fiillerden sonra tek başlarına kullanılmayıp mutlaka bir edatla (preposition) kullanılırlar:

We are fully aware of the gravity of the situation.
Durumun ciddiyetinin tamamen farkındayız.

The boy soon became accustomed to hard work.
Çocuk çok çalışmaya hemen alıştı.

My sister is fond of music.
Kız kardeşim müziğe düşkündür.

You will soon be used to it.
Yakında ona alışırsın.

3. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, of edatı ile duyguları anlatmak için kullanılır:

You should be ashamed of yourself.
Kendinden utanmalısın.

I am convinced of his honesty.
Dürüstlüğünden eminim.

He is always envious of my success.
Benim başarımı hep kıskanır.

My father is proud of my success.
Babam başarımdan gurur duyar.

The policeman became increasingly suspicious of his movements.
Polis, adamın davranışlarından gitgide kuşkulandı.

The child was terrified of being left alone in the house.
Çocuk, evde yalnız bırakıldığı için korktu.

I am tired of boiled eggs.
Haşlanmış yumurtadan bıktım.

4. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, of edatı ile kişilerin niteliklerini anlatmak için kullanılır:

It was brave of him to enter the burning building.
Cesur davranıp yanan binaya girdi.

The soldiers were careless of hardship.
Askerler zorluğa aldırmıyorlardı.

How clever of you to do that!
Bunu yapmakla ne akıllılık ettin!

It was generous of them to share their house with the refugees.
Mültecilerle evlerini paylaşmakla soylu davrandılar.

It was kind of you to help me.
Bana yardım etmen büyük bir incelikti.

It was thoughtful of you to warn me of your arrival.
Geleceğini bana bildirmekle iyi ettin.

It was wrong of you to borrow his bike without asking his permission.
İzin istemeden onun bisikletini alman hataydı.

5. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, to edatı ile “benzerlikten” söz etmek için kullanılır:

Gold is similar in colour to brass.
Altın, renk olarak pirince benzer.

I am not related to him in any way.
Onunla hiçbir ilgim yok.

This knife is identical to the one with which the murder was committed.
Bu bıçak, cinayetin işlendiği bıçakla aynı.

6. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, to edatı ile “evlilikten, birliktelikten” söz etmek için kullanılır:

I am married to a foreigner.
Bir yabancıyla evliyim.

Tom is engaged to Anne.
Tom, Anne ile nişanlı.

7. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, to edatı ile “sadakatten” söz etmek için kullanılır:

My father was dedicated to his job.
Babam kendini işine adamıştı.

She is devoted to her children.
Kendini çocuklarına adadı.

Chris is loyal to his country.
Chris ülkesine bağlıdır.

8. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, to edatı ile “mevkiden” söz etmek için kullanılır:

He is two years senior to me.
Benden iki yıl kıdemli.

I object to being told what to do by someone junior to me.
Benden kıdemsiz birinin bana ne yapacağımı söylemesine karşıyım.

9. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, with edatı ile bir duygudan söz etmek için kullanılır:

Are you content with your present salary?
Şu anki maaşından memnun musun?

 

The teacher is displeased with her students.
Öğretmen, öğrencilerinden memnun değil.

 

The secretary is dissatisfied with her wage.
Sekreter ücretinden hoşnut değil.

 

I am very pleased with what he has done.
Yaptığından çok memnunum.

 

I could never be bored with basketball.
Basketboldan hiç sıkılmam.

10. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, at edatı ile “reaksiyondan” söz etmek için kullanılır:

 

I was amazed at the news.
Habere şaşırdım.

 

You look astonished at the news.
Habere şaşırmışa benziyorsun.

 

I was shocked at the news of her death.
Ölüm haberini duyunca şoke oldum.

 

We were surprised at finding the house empty.
Evi boş bulmak bizim için sürpriz oldu.

11. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, at edatı ile “yetenekten” söz etmek için kullanılır:

My brother is good at mathematics.
Erkek kardeşim matematikte başarılıdır.

 

I am very bad/hopeless at cooking.
Yemek pişirmek konusunda çok başarısızım./Ben kim yemek yapmak kim.

12. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, for edatı ile kullanılarak çeşitli durumları anlatırlar:

Would a ten o’clock appointment be easier for you?
Saat ondaki bir randevu sizin için daha mı uygun olur?

 

Exercise, fresh air and sleep are essential for the preservation of health.
Egzersiz, temiz hava ve uyku, sağlığın korunması için gereklidir.

 

It is important for children to learn to get on with each other.
Birbirleriyle geçinmeyi öğrenmek çocuklar için önemlidir.

 

Is it necessary for all of us to be present at the meeting this afternoon?
Bu öğleden sonraki toplantıda hepimizin hazır bulunması gerekli mi?

 

It is not genetically possible for two blue-eyed parents to produce a brown-eyed child.
Mavi gözlü ana babadan kahverengi gözlü bir çocuğun dünyaya gelmesi genetik olarak mümkün değildir.

 

Is it usual for a child to be so interested in money?
Bir çocuğun parayla bu kadar ilgilenmesi olağan mı?

 

13. Kimi sıfatlar, tek başlarına kullanılabildiği gibi, with edatı ile insanlarla ilgili olarak, about edatı ile de insandan başka kavramlarla kullanılırlar:

I was really angry with her.
Ona gerçekten kızdım.

 

They were angry about the way they had been treated.
Kendilerine davranılış biçimine kızdılar.

 

He was furious with me.
Bana çok kızgındı/Bana köpürüyordu.

 

The passengers are furious about being kept waiting.
Yolcular bekletildikleri için çok kızgınlar.

 

Is the manager happy with you?
Müdür senden memnun mu?

 

Are you happy about your new working conditions?
Yeni çalışma koşullarından memnun musun?

 

To ya da that ile kullanılan sıfatlar

 

1. Her iki cümlecikte de özne aynı ise genellikle to kullanılır. Ancak özne farklı isethat kullanılmalıdır:

The manager will be happy to see you this afternoon.
Bu öğleden sonra müdür seni görmekten mutlu olacak.

 

I’m so happy that everything is working out for you.
Herşeyin istediğin gibi gitmesine çok sevindim.

 

I’m sad to see so many failures this year.
Bu yıl çok fazla başarısızlık gördüğüme üzüldüm.

 

I’m very sad that you can’t come.
Gelemediğine çok üzüldüm.

 

I am glad to see you.
Sizi gördüğüme memnun oldum.

 

I am glad that you have succeeded.
Başarılı olduğunuza sevindim.

 

2. Sorry sözcüğü ile çoğunlukla that kullanılır ve that cümleden atılsa da olur:

I’m sorry that I can’t come to the cinema with you.
Seninle sinemaya gelemediğim için kusura bakma.

 

I’m sorry I’m late.
Geç kaldığım için kusura bakmayın.

3. Kimi sıfatlar genellikle tek başlarına kullanılmak yerine to ile kullanılırlar:

Will you be able to come?
Gelebilecek misin?

 

He is a clever boy but apt to get into mischief.
Akıllı bir çocuk ama yaramazlık yapmaya yatkın.

 

I’m bound to visit my grandfather every week.
Her hafta büyükbabamı ziyaret etmek zorundayım.

 

Mr King is due to speak twice tomorrow.
Bay King’in yarın iki kez konuşma yapması bekleniyor.

 

I am inclined to think that he is opposed to the plan.
Bana öyle geliyor ki kendisi plana karşı.

 

We are all liable to make mistakes occasionally.
Hepimiz zaman zaman hata yapabiliriz.

 

That is not likely to happen.
Bunun olma olasılığı yok./Pek olacağa benzemiyor.

 

We are prepared to supply the goods you ask for.
İstediğiniz malları temin etmeye hazırız.

 

He is always ready to help his friends.
Arkadaşlarına yardıma her zaman hazırdır.

 

He is quite willing to pay the price I ask.
İstediğim fiyatı ödemeye razı.

4. Bir kimse ya da bir şeyin özelliğinden söz ederken, kullanılan sıfat çoğunlukla toalır:

The place is difficult to reach.
Oraya gitmek zor.

 

My grandmother had been easy to deceive.
Büyükannemi kandırmak kolay olmuştu.

 

The windows will be almost impossible to open.
Camları açmak neredeyse imkansız.

 

You were quite right to refuse.
Reddetmekte son derece haklıydın.

 

You were wrong to borrow her car without asking her permission.
İzin istemeden arabasını almakla hata ettin.

5. Bir kimse ya da bir şeyin özelliğinden söz edildiği halde kimi sıfatlar that ile kullanılır:

It is essential that our prices remain competitive.
Fiyatlarımızın rekabet edebilir düzeyde kalması gereklidir.

 

It’s funny that we don’t hear from Tom any more.
Artık Tom’dan haber almamamız garip.

 

If you really don’t want to go to Spain, it is important that you tell her before she books the tickets.
Gerçekten İspanya’ya gitmek istemiyorsan, biletleri ayırtmadan önce onunla konuşman gerekir.

 

 

It’s very interesting that you should say that.
Bunu söylemen çok ilginç.

 

It is becoming obvious that the school will have to close.
Okulun kapanmak zorunda kalacağı belli.

 

I’m so sad that you can’t come.
Gelemeyeceğine çok üzüldüm.

 

It is certainly true that the risks associated with pregnancy increase with age.
Hamilelikle ilgili risklerin yaşla arttığı gerçekten doğru.

6. Fiillerin past participle halleri ile yapılan sıfatlar (alarmed, amused, excited, bored, tired, worried, surprised, interested…), kişilerde oluşan duyguları anlatır. Fiillere -ing ekleyerek yapılan sıfatlar (alarming, amusing, exciting, boring, tiring, worrying, surprising, interesting …) ise, kişi ya da şeyleri tarif etmeye yarar:

Please don’t be alarmed but your son has had a bit of an accident.
Telaşlanma ama oğlun küçük bir kaza geçirdi.

 

There has been an alarming rise in the rate of inflation.
Enflasyon oranında endişe verici bir artış oldu.

 

I was getting bored with the same thing every day.
Her gün aynı şeyden bıkıyordum.

 

It was boring to sit on the plane with nothing to read.
Okuyacak bir şey olmadan uçakta oturmak sıkıcıydı.

 

I asked him if he wanted to come but he didn’t seem very interested.
Gelmek isteyip istemediğini sordum ama pek ilgilenmedi.)

 

She’s quite an interesting woman.
Oldukça ilginç bir kadındır.

 

An excited crowd waited for the group to arrive outside the theatre.
Coşkulu bir kalabalık tiyatronun dışında grubun gelmesini bekledi.

 

The film had an exciting soundtrack.
Filmin coşkulu bir müziği vardı.

 

I was so tired when I got home from work last night.
Dün gece işten eve geldiğimde çok yorgundum.

 

I’ve had a very tiring day.
Çok yorucu bir gün geçirdim.


Yorumlar   

0 #1 bayazpretty 02-05-2013 15:49
Bence güzel bir site ;-)
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
Custom Search
   
   
   

Üye Girişi  

   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

 

Copyright © 2012 ingilizcecalismakitabi.com

© ingilizcecalismakitabi.com